"Plansız yaşamak insanı değersizleştirir"

Hasan Yılmaz'ın "Plansız yaşamak insanı değersizleştirir" makalesini önemine binaen sizlerle paylaşıyoruz:

Son zamanlarda hangi insanla oturursak oturalım mutlaka bir şeylerden sitem veya şikayet eder. Bunun arka planına baktığımızda ya da irdelediğimizde bir plansızlığın olduğu ortaya çıkar.

Neden insanlar plansız hareket eder?

İnsanın mayasında heyecan vardır, insanoğlu bu heyecanını planlı bir şekilde dizginlemediği için daha fazla heyecanlanarak ne konuştuğunu nasıl davranılması gerektiğini bilmeyecek kadar acemileşir; böylece hem üslubunu hem de hayatını anlamsız bir hale getirir. Durum böyle olunca plansızlık kendini gösterir.

Durum karışık olunca gösterilen davranışlar sağlıklı olmaz hem çevre hem de insan kendi kendisinden rahatsızlık duyar. Yaşanan hayat çekilmez olur. Çoğu zaman bunu kendisinin bir imtihanı olarak yorumlar. Mesela aldığı ücret asgariyse yaptığı masraf milletvekili masrafıysa çektiği çileleri bir imtihan olarak görür. İnsanın durumunu bu şekilde görmesi ne kadar doğru olabilir?

Plansız yaşamını, düzgün bir inanca sahip olmayla örteceğini düşünür. Oysaki konu borç olunca kimse kimsenin gözünün yaşına bakmaz, üstelik verilmeyen borca karşılık bir karakter analizi yapar. Bu insan Rabbini bilen çevresi temiz niye böyle yapıyor? Niye borcunu geciktiriyor diye düşünürler. Fakat bizimkisi öyle düşünmez, kendi durumundan vazife çıkararak ben vermesem de olur adam bizim arkadaşlara sempati duyuyor, hatırlıyorum bir defasında bizimle birlikte kutlu doğuma gelmişti. Yok yok adam iyidir deyip kendi kendini kandırır.

Hatırlıyorum bir defasında örnek alınan, öne çıkan iki arkadaşla oturuyorduk; ahlaktan, dürüstlükten bahsediyorduk, o iki arkadaş, karşılıklı öyle güzel konuşuyordu; çayımızı yudumlarken dışardan tanımadığım biri geldi, yanımıza oturdu, içimden dedim ki ne güzel muhabbet ediyorduk, bu adam nerden geldi, rahat konuşamayacağız diye düşünürken adam oturdu, merhaba dedikten sonra bize nasihat eden arkadaş sordu: “Nasılsın? İyisin inşallah.” Adam: “Nasıl olmam lazım? İyi olmam sana bağlı.” “Niye? Ne oldu ki?” diye sorduğunda… Adam: “Beş yıldır paramı vermiyorsun, daha nasıl olmamı beklersin?” dedi.

Arkadaş: “Sen onun üzerine bi soğuk su iç.” Adam: “Niçin su içeyim?” diye sordu. Yanımda oturan arkadaş,  ben şöyle yaptım, böyle yaptım adam, bana ne senin yaptıklarından sen benim hakkımı vermek zorundasın, durumun da çok kötü değil, sen nasıl bunları söylersin diye sitem etti. Her lafının sonunda da ‘hacı böyle olur mu?' diye nezaket gösteriyordu.

Benim dünyam kararmıştı, onlar konuşunca ben kafamı önüme eğip sadece dinliyordum. Baktım ben utanıyorum, arkadaş utanmıyor. Bir bahaneyle hatır isteyerek ordan ayrıldım. Dedim demek her şey lafla olmuyor, biz bu haldeysek bu milletin suçu değil, bizim suçumuzdur. Toplum, örnek olması gereken bu adamları bize tarif ediyor, biz ise yok yok böyle bir şey yapmaz diye üstünü örtüyoruz.

İnşaallah bu anlattıklarım başta kendi nefsime ve okuyan arkadaşlarımıza ders olmuştur.

(Doğruhaber)