Cuma Hutbesi

Bir Yakınlık Olarak Komşuluk

Muhterem Kardeşlerim!

Allah’ın rızasına uygun olarak sürdürülecek olan bir hayatın huzur veren kaynaklarından birisi de insanların “yuva” olarak nitelendirdikleri ve mesken tuttukları evleridir. Şehir hayatında meskenlerin yan yana kurulması kaçınılmazdır. Bitişik, karşı karşıya ya da aynı mahalde oturan insanların sürdürdükleri ilişki biçimine komşuluk denmektedir.

Şehir hayatı medeniyet demektir. Medeni toplumlarda komşuluk ilişkisi çok önemli bir yer tutar. Tüm din ve kültürlerin bu ilişki biçimine verdikleri önemi, yüce dinimiz İslam da ziyadesiyle vermektedir. Yüce Rabbimiz, Nisâ suresinin 36. âyet-i kerîmesinde; “Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.”[1] buyurmaktadır. Hatta Peygamber Efendimiz, “Cebrâil bana komşu hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki, onu mirasçı kılacak sandım.”[2] buyurarak, medeni bir ilişki biçimi olan komşuluğun ehemmiyetini vurgulamıştır.

Değerli Müslümanlar!

Âlemleri yoktan var etmiş olan Rabbimiz insanı sosyal bir varlık olarak yaratmıştır. Bu yüzden insanoğlu, fıtratının gereği olarak huzur ve mutluluğu toplumsal hayatın içerisinde elde edebilir. Ve yine bu sebeple komşuluk ilişkisi toplumsal ilişkiler ağının vazgeçilmezlerindendir. Sağlam ve ahlaki temeller üzerine bina edilecek olan komşuluk bağları insanın huzuruna katkı sağlamaktadır. Bu gerçeğe, zikredeceğimiz şu hadîs-i şerif dikkat çekmektedir; “İyi bir komşu, rahat bir binek ve geniş bir ev insanı mutlu eden sebeplerdendir.”[3]

Elbette ki, komşularından iyilik ve güzellik talepleri olanlar, kendisinden de komşularının bu yönde beklentisi olacağını unutmamalıdır. 

Aziz Müslümanlar!

Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Komşularına iyi komşuluk et ki gerçek Müslüman olasın.”[4] buyurarak, kâmil manada Müslüman olmanın önemli şartlarından birisinin komşuluk ilişkisini güzel tutmak olduğunu bildirmiştir. Hatta yine Fahr-i Kâinat Efendimiz’in; “Kötülüğünden komşusunun emin olmadığı kimse cennete giremez.”[5] ifadesi, komşularımızla iyi geçinmemizin hafife alınmayacak bir zorunluluk olduğunu bizlere göstermektedir.

Kıymetli Kardeşlerim!

Yaşadığımız ülkedeki komşularımız daha ziyade gayrimüslimlerdir. Bu nedenle komşularımız ile kuracağımız ilişkinin sadece şahsımızı ilgilendirmediğini akıldan çıkarmamalıyız. Bu coğrafyada her birimiz ümmetin birer temsilcisi konumundayız. Komşuluk ilişkilerinde ortaya koyacağımız müspet veya menfi her türlü davranışın, tüm Müslümanlara mal edileceğini unutmamalıyız. Şahsımızdan kaynaklanan bir nedenle, komşumuzun Müslümanlar hakkında kötü bir kanaate sahip olması bizleri çok büyük bir vebal altına sokacaktır.

Rabbimiz bizleri komşuluk ilişkisini ve hukukunu hakkıyla yerine getiren kullarından eylesin!

(05.01.2018)

______________________________________
[1] Nisâ suresi, 4:36
[2] Buhârî, Edeb, 46. H. No: 6015
[3] Ahmed, Müsnedül Mekkiyyin, III, 407-408
[4] İbn Mâce, Zühd, 24; II,1410
[5] Müslim, İman, 73; I, 68