Cuma Hutbesi

Ramazan: Kur’an, Oruç, Paylaşmak

Muhterem Müslümanlar!

Ramazan ayının gölgesi artık üzerimize düşmüş bulunmaktadır. İnşallah 15 Mayıs Salı akşamı ilk teravih namazını, Çarşamba günü de ilk orucumuza başlayarak bütün bir ümmet olarak Ramazan ayının rahmet ve mağfiret iklimine girmiş olacağız. Rahmet, merhamet ve cehennemden kurtuluş müjdelerini bizlere haber veren bu güzel mevsim Kur’an’ın bizlere hediye edildiği yüce bir aydır. Ramazan Kur’an ayıdır, çünkü Allah kelamı bu ayda nazil olmaya başlamıştır. Kur’ân-ı Kerîm bizim elest bezmi dediğimiz, yaratılış merhalemizin bir kesitinde “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusuna “Evet, sen bizim Rabbimizsin, biz buna tanıklık ederiz.” cevabı ile ortaya çıkan Rab-kul sözleşmesine dair hükümlerin en son ve en kâmil hâlidir. Ramazan ayının gelişiyle müminler yeniden Allah’a verdikleri sözü hatırlamak, ahitlerini tazelemek ve gereğini yapmak için büyük bir fırsat yakalamaktadırlar. Bu doğrultuda bizim için yegâne örnek olan Hz. Muhammed (s.a.v.) ramazan ayında Kur’an’ı daha yoğun olarak okumaya gayret ederlerdi. Öyle ki ramazan ayında Cebrâil (a.s.) ile karşılıklı olarak Kur’an’ı iki defa birbirlerine mukabele ile okuyarak hem ramazan-ı şerifi ihya etmeye ve hem de doğru anlamaya ve onunla amel etmeye çalışırlardı. Bizlerin de ramazan ayını bu anlamda fırsat bilerek Kur’an’ı daha yoğun okumaya, anlamaya ve amel etmeye çalışmamız gerekir. Böylece Allah’a verdiğimiz sözü yerine getirmiş, daha muttaki bir mümin ve Allah’ın rızasına talip bir Müslüman oluruz inşallah.

Değerli Müminler!

Ramazan ayı aynı zamanda oruç ayıdır. Oruç ibadeti biz müminleri muttakilerden kılmak için ramazan ayında farz kılınmıştır. Bu başlı başına bir eğitim ve terbiye ibadetidir. İçerisinde insanlar için sayılamayacak kadar hikmet barındırdığından bizden önceki ümmetlere de farz kılınmıştır. Fakat oruç sadece imsak vakti ile iftar arasında ibadet niyetiyle yeme-içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak anlamına gelen bir ibadet değildir. Oruç bir nefis terbiyesidir. Zira Allah’ın helal kıldığı bir lokma ekmeği yemeyen, bir yudum suyu içmeyen oruçlu bir mümin, Allah’ın geçici bir süreliğine haram kıldığı helaller üzerinden ebedî haram olanlardan uzak durma terbiye ve eğitiminden geçmiş olmaktadır. Ve müminler bu oruç vesilesiyle Allah’a şu sözü vermiş olmaktadır: “Allah’ım! Benim hayatımda helal ve haramları belirleme hakkı ve yetkisi sadece sana aittir. Senin helal dediğini helal, haram saydığını haram kabul ediyorum.” Kul böylece haram yememe ve içmeme, zinaya yaklaşmama sözünü vermektedir. Helallere karşı tuttuğu orucuna ömür boyu haramlara karşı da devam edeceğinin sözünü vermektedir. Bununla birlikte oruç aynı zamanda organların temizliğidir.

Kıymetli Kardeşlerim!

Ramazan ayı aynı zamanda paylaşma ayıdır. Ramazan ayı ve oruç paylaşma talimidir. Cemaatle kıldığımız teravih namazları, fıtır sadakalarımız, zekâtlarımızı ramazan ayında hak sahiplerine vermeyi âdet edinmemiz, iftar ve sahur davetlerimiz, ihtiyaç sahiplerine erzak paketleri dağıtmamız paylaşma örneklerinden sadece birkaçıdır.

Ramazan ayında hanelerimizi ve iftar sofralarımızı oruçlu kardeşlerimize açmak, ibadet mutluluğumuza kardeşlerimizi ortak etmek en güzel paylaşma geleneklerimizden birisidir. Oruçluya iftar ettirmemizi tavsiye eden Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bize ramazan ayında paylaşmayı ve dayanışmayı emretmektedir. Yoksulu gözetmek, muhtacın ihtiyacını karşılamak, dertliye derman olmak, yetimin başını okşamak, kimsesizin kimsesi olmak en büyük ibadetlerden sayılmıştır. Öyle ki Peygamberimiz (s.a.v.) yetime kol kanat geren, onu himaye eden kimse ile cennette beraber olacağını haber vermektedir. Ramazan ayı bizlere bu güzel ibadet imkânlarını bahşetmekle Allah’ın rızasına nail olacak muhteşem fırsatlar sunmaktadır. Gerek bireysel olarak, gerekse de cemaat hâlinde yapacağımız ibadetlerimizi Allaha kabul eylesin.

Ramazan-ı şerifiniz mübarek olsun!

(11.05.2018)