Cuma Hutbesi

Muharrem Ayı ve Aşure

Değerli Kardeşlerim!
Bizleri hicri 1440 yılına, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) ifadesi ile Allah’ın ayı olan Muharrem ayına ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun.

“Senin Rabbin dilediğini yaratır ve seçer...”[1] Geceler içerisinde Kadir gecesini, günler içerisinde Cuma’yı, mekanlar içerisinde Kabe’yi seçmiştir. Aylar içerisinde haram ayları seçmiştir.

Yüce Rabbimiz aylarla ilgili olarak: “Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu Allah’ın dosdoğru kanunudur…”[2] buyurmuştur.

Peygamberimiz (s.a.s.) de: “Muhakkak zaman, Allah’ın yarattığı günkü şekliyle akıp gitmektedir. Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır: Bunlar Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayıdır”[3] buyurmuşlardır.

Hz. Ömer'in devrinde Hz. Peygamber'in (s.a.s.) Mekke'den Medine'ye hicretinin takvim başlangıcı olarak kabul edildiği hicri yılın ilk ayı Muharrem ayıdır. Muharrem, haram kılınan, saygı duyulan" manasına gelen, savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan birisidir.

Bir gün sahabilerden birisi sevgili peygamberimize (s.a.s.) gelir ve; “Ya Resulullah “Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?” diye sorar. Peygamberimiz (s.a.s.): “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tövbesini kabul etmiş ve o günde başka kavimlerin de tövbesini kabul edecektir”[4] buyurmuşlardır. Muharrem ayının onuncu günü Aşure günüdür. Rasûlüllah (s.a.s.) aşure gününde oruç tutmuş ve oruç tutmayı tavsiye etmiştir.[5]

Muhterem Müminler!
İslam tarihinin en üzücü olaylarından biri olan Kerbela olayı da Muharrem ayında gerçekleşmiştir. Hicri 61 yılının 10 Muharrem gününde Kerbelâ’da, sevgili peygamberimizin (s.a.s.), “dünyanın iki çiçeği”, “cennet gençlerinin efendileri” diye övdüğü, Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın ciğerparelerinden biri olan Hz. Hüseyin ve çoğu Ehl-i Beyt’ten 70’den fazla insanın şehit edilmesi, Muharrem ayını hüzün mevsimine dönüştürmüştür.

Kerbelâ’nın bize öğrettiği en büyük mesaj birlik, beraberlik, zülme karşı baş kaldırmak, vahdet ve kardeşliktir. Eğer bu mesajı hayata dönüştürmezsek, İslam coğrafyasında, hüznün ve matemin yaşanmaya devam edecektir. Bugün Nijer’yadan Yemen’e, Gazze’den Arakan’a, İslam ülkeleri ve beldeleri adeta birer Kerbelâ olmuştur. Kerbelâ’yı anlamak Hz. Hüseyin’i iyi anlayabilmektir. Hz. Hüseyin’in yolu, Hz. Muhammed Mustafa‘nın (s.a.s.) yoludur. Hz. Hüseyin’i anlamak; haksızlığın ve zulmün karşısında durmaktır.

Hakkın, hukukun, özgürlüğün, adaletin, vefanın, sözüne sadık kalmanın, erdemin yoluna baş koymaktır. Hz. Hüseyin’i sevmek onun uğruna can verdiği değerleri sahiplenmektir.

Rabbimiz bu mübarek Muharrem ayını ve Hicri 1440 yılını hakkımızda hayırlı eylesin. İbadetlerimizi ve dualarımızı kabul buyursun…

[1] Kasas, 28/68
[2] Tevbe, 9/36
[3] Buharî, Tefsir 8,9
[4] Tirmizi Savm, 40
[5] Buhârî, Savm, 69