Cuma Hutbesi

Peygamberlere İman Nasıl Olmalı?



Değerli Müslümanlar!

Peygamberlik müessesesi İslam dininin temel taşlarından birisidir. Bizimle yüce Rabbimiz arasındaki bağı ayakta tutan ilahî hitapların ilk muhatabı peygamberlerdir. Onlar ilahî iradenin yeryüzündeki temsilcileridir. Rabbimiz bu hakikat ile ilgili olarak Bakara suresinde şöyle buyurmaktadır: “Peygamber, Rabbinden kendisine ne indirildiyse ona iman etti. Müminlerin de hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. ‘Biz Allah’ın peygamberleri arasında ayrım yapmayız, duyduk ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır.’ dediler.”[1]

Kıymetli Müminler!
Allah ile bizim aramızdaki bu bağ bizi dalaletten ve karanlıktan hakikate ve aydınlığa kavuşturmak için Rabbimizin belirlediği rahmânî bir metottur. Bunun en belirgin özelliği ise, Rabbimizin bizi insan olarak yaratmasına uygun olarak bize örnek alabileceğimiz, bizim aramızdan, bizim gibi yaşayan peygamberler göndermesidir. Bunun için de belirli zaman aralıklarında kendi mesajını kavrayabilmemizin yanı sıra bu mesajda emredilenleri yaşayabilmemiz için peygamberlerini görevlendirmiştir. Biz peygamberlerden yalnızca ilahî mesajı almayız, onların aracılığıyla bu mesajın nasıl doğru bir şekilde yaşanılması gerektiğini de öğreniriz. Nitekim hayatımızın herhangi bir safhasında karşılaştığımız zorluklar, sevinçler, zaferler, kayıplar, ümitsizlikler, sürgünler, imtihanlar karşısında onlardan pratik olarak nasıl mümince bir tavrı ve duruşu sergileyeceğimizi öğreniriz. Yapageldiğimiz ibadetlerin en iyi biçimlerini, Allah katında en makbul olan ibadetleri yine onlardan öğreniriz. Bu da onları bizim için yalnızca vahiy aktaran postacılar olmaktan çıkarıp hayatımız için birer yol gösterici kılar. Onlar üzerinden Rabbimiz bize Onun rızasına erişmenin ve yardımına nail olmanın yapıtaşlarını sunmaktadır. Yüce Mevlamız Nisâ suresinde peygamberlere dost olmanın formülünü bize şu şekilde verir: “Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse işte onlar Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehitler ve sâlih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel dostturlar!”[2]

Değerli Kardeşlerim!
Peygamberlerin sonuncusu olan Hz. Muhammed (s.a.v.) insanlarla ilişkisini şöyle açıklamaktadır: “Benim ve sizin durumunuz; ateş yakıp da ateşine çekirgeler ve kelebekler düşmeye başlayınca, onlara engel olmaya çalışan adamın durumuna benzer. Ben sizi ateşten korumak için kuşaklarınızdan tutuyorum, siz ise benim elimden kurtulmaya, ateşe girmeye çalışıyorsunuz”[3]
Rabbimiz bize peygamberlerine layıkıyla iman etmeyi kolaylaştırsın. Peygamberleriyle bizi dost kılsın. Âmin!


[1] Bakara suresi, 2:285
[2] Nisâ suresi, 4:69
[3] Müslim, Fedâil, 6