Cuma Hutbesi

Allah Tevbe Edenleri Sever

Kıymetli Mü’minler!

Rahmet ve bereket iklimiyle gönül dünyamızı, ailemizi, sokağımızı, mahallemizi ve bütün dünyamızı kuşatan Ramazan’ın son on gününe girmiş bulunuyoruz. Ramazan ayının mağfiret ve günahlardan arınma günleri olan bu günlerin iyi değerlendirilmesi gerekir...

Şimdi, gözyaşı dökme, arınma ve af dileme zamanı… Boyun bükerek ellerimizi semaya açma; dualarımızı, ihtiyaçlarımızı, isteklerimizi o yüce makama arz etme zamanı…

Değerli Mü’minler!

Allah’a kulluk için gönderildiğimiz bu dünyada ibadet ve davranışlarımızda zaman zaman bazı eksik, kusur ve hatalarımız olabilir. Bu eksiklikleri gidermenin yolu ise Allah’a içtenlikle yapılacak tevbe ve istiğfardır.

Tevbe, biz inananlar için Yüce Allah’ın kullarına lütfettiği bir rahmet kapısıdır. Zira Rabbimize karşı mahcup olmamıza neden olan hata, kusur ve günahlarımızdan ancak tevbe ve istiğfar ile arınarak aslî ve temiz tabiatımıza geri dönebiliriz.

Tevbe, yenilenme ve temizlenme kararlılığıdır. Yanlışlarımızda, hatalarımızda herkes bizi terk etse de Rabbimiz bizi terk etmez. Herkes bize yüz çevirse de O bize yüz çevirmez. “Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Fakat diğer bütün günahları dilediği kimseler için bağışlar.”[1] “Allah çokça tevbe edenleri ve temizlenenleri sever.”[2] Yeter ki bizler, O’nun varlığına ve birliğine olan imanımıza sadık kalalım. Yeter ki, O’nun engin rahmetinden ümidimizi kesmeyelim. O’nun affından kendimizi mahrum bırakmayalım. Yeter ki zaaflarımıza yenik düşüp günah işlediğimizde içtenlikle bağışlanma dileyelim.

Öyleyse geliniz, Ramazan ayının bu son günlerini fırsat bilerek günaha dönmemek üzere tevbe edelim.

Dünyanın hengâmesi içerisinde zaman zaman âhireti unuttuğumuz için tevbe edelim. Kimi zaman en yakınlarımızdan bile sevgi, ilgi ve merhameti esirgediğimiz için tevbe edelim. Eşimizi, evladımızı, akrabalarımızı, yetimleri, kimsesizleri, ihtiyaç sahiplerini ihmal ettiğimiz günler için tevbe edelim. Rabbimizin bizlere emaneti olan birbirimizin haklarına riayet edemediğimiz; Peygamberimiz (s.a.s.)’in emrettiği üzere bir vücudun uzuvları, bir binanın tuğlaları gibi olamadığımız için tevbe edelim.

Hutbemi Yüce Rabbimizin kerim kitabındaki tevbe çağrısıyla bitirmek istiyorum:

“Ey iman edenler! İçtenlikle Allah’a tevbe edin. Umulur ki, Rabbiniz kötülüklerinizi örter ve peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Nurları önlerinde ve sağ yanlarında ilerleyerek yollarını aydınlatırken onlar şöyle derler: "Rabbimiz! Nurumuzu arttır, eksiltme ve bizi bağışla. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter."[3]